DGS Sözel Çıkmış Sorular Testi-1

1-4. sorularda cümledeki veya parçadaki boşluğu anlam bakımından en uygun biçimde tamamlayan seçeneği bulunuz.

1. 1908 Londra Olimpiyatları’ndan önce ---- olimpiyatlarda 42 km olan maraton koşusunun uzunluğu, oyunları izleyen kraliyet ailesinin oturma şekline göre o yıl 195 m daha uzatıldı ve sonraki yıllarda maraton koşusunun uzunluğu bu şekilde ----.

2. Nice uygarlığın göçüne ---- ve birçoğuna ev sahipliği yapan Anadolu’daki bu hareketlilik, bu topraklarda pek çok köprünün inşa edilmesinin de ---- oldu.

3. Hayatı bir oyun olarak gören Oğuz Atay’ın romanlarında oyunun önemli bir işlevi vardır: “Dünya büyük bir oyun yeridir. Her sabah uyanınca, biraz isteksiz de olsak, hepimiz sahnenin bir yerinde bizi çevreleyen dünyanın bir benzerini kurmak için toplanırız.” Burada Atay’ın dikkat çekmek istediği nokta, bireylerin ---- ve kendilerine toplum tarafından biçilen rolleri çoğunlukla bilinçsizce oynamak zorunda kaldıklarıdır.

4. Trajedi, komedinin sahasına ----, verdiği acı bazen benzersiz olabilir çünkü yumuşamış kalbinizi hazırlıksız yakalayabilir. Mesela Hayat Güzeldir filminin ikinci yarısında, toplama kampındaki esaret günlerini küçük çocuğu için bir oyunmuş gibi ---- babanın hâlleri komik unsurlarla beraber keskin bir hüznü barındırır; trajik son ise en dayanıklı seyirciyi bile kahreder.

5-7. sorularda numaralanmış cümlelerden hangisinin, parçanın anlam bütünlüğünü bozduğunu bulunuz.

5. (I) Matematik öğrenmenin; yaratıcılığı, zihinsel düşünme yetisini, gelecekle ilgili doğru kararlar alma becerisini geliştirdiği konusunda çalışmalar bulunmakta. (II) Hâlen dünyada birçok toplumda, matematik bilen kişilerin zeki insan olarak adlandırılmasının nedeni budur. (III) Bu algının da etkisiyle birçok kişi matematik öğrenmeyi önemser ama bu bir anda olacak bir şey değildir. (IV) “Matematik kavuşulamayan sevgili gibidir, elde edemeyeceğinizi bildiğiniz hâlde ondan vazgeçemezsiniz.” sözü işin mantığını gösteriyor. (V) Matematik öğrenmek için sabır gerektiren uzun bir süreçte özel bir düşünme biçimini içselleştirmek gerekir.

6. (I) Estetik üzerine hiçbir eser yazmamış olsa da Marx’ın söylediği bazı sözler, bugün hâlâ Marksist estetikçilerin dayandıkları temel ilkeleri oluşturur. (II) Marx, edebiyata ve sanata çok düşkün bir filozof olarak tanınır. (III) Eğitimi sırasında Yunan ve Latin klasiklerini iyi okuyan Marx’ın sevdiği yazarlar arasında Homeros, Shakespeare, Goethe ve Balzac yer alır. (IV) Hatta kendisi şiir, roman ve tragedya yazmayı bile denemiştir. (V) Çalışmalarını felsefe alanına kaydırdıktan sonra da zaman zaman sanat ve edebiyat ile ilgili şeyler yazmak istemiş ancak buna pek vakti olmamıştır.

7. (I) Gerçek hayatta mümkün olmayan her türlü eylemin, beyaz perde üzerinde kolaylıkla yapılabiliyor olması seyircilerin kafasını karıştırmış ve merakını uyandırmıştır. (II) Seyircilerin oldukça ilgisini çeken bu konu, sinema dergilerinde “Sinema Hileleri” ve “Sinema Entrikaları” adı altında çeşitli sayfaların yer almasını sağlamıştır. (III) Vahşi hayvanlarla mücadele veya yüksekten atlama gibi oyuncuları tehlikeye atabilecek zorlu sahnelerin nasıl çekildiği türünden sorular bu sayfalarda cevaplanmıştır. (IV) Bu sayfalarda sıklıkla yer alan bir diğer sinema hilesi de oyuncuların beyaz perdede nasıl ağladığı olmuştur. (V) Günümüz seyircilerine anlamsız gelebilecek bu meraklar, o dönemin sinema yayınlarında ciddi ciddi tartışılmış ve perdede görülenlerin nasıl yapıldığı uzun uzadıya açıklanmıştır.

8-10. sorularda başta verilen cümleden kesin olarak çıkarılabilecek yargıyı bulunuz.

8. Belize sahilinin 100 km açığında bulunan ve Buzul Çağı’nın sonunda su seviyesinin altında kalmış olan Büyük Mavi Delik, 300 m genişliği ve 125 m derinliğiyle dünyanın en büyük çökme çukurudur.

9. Operanın reformcu bestecileri Gluck ve Verdi arasındaki zinciri tamamlayan en önemli halkalardan biri olan ünlü İtalyan besteci Mercadante’nin, en azından bundan sonra operanın devrimcileriyle birlikte anılması gerekir.

10. Yaklaşık üç yüz yıl boyunca sürekli bir gelişim göstermiş olan Palmira’da tüm bölgeyi etkileyen Roma-Pers Savaşları sonrası ticaret oldukça riskli hâle gelmiş, bu savaşlarda tarımsal alanlar da büyük oranda zarar görmüştür.

E-mail

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir